Başo (Matsuo Kinsaku), 1644 yılında Kyoto yakınlarındaki Ueno’da doğar. Küçük yaşta bölgenin derebeyinin oğlu Todo Yoşitada’nın hizmetine verilir. Bu ilişki aslında iki gencin birlikte yetiştirilmesine dayalı bir dostluktur. Zamanın soylu uğraşısı haikai üzerine yoğunlaşırlar. Şiir yazmaya başlarlar. Yoşitada genç yaşta ölünce, Başo dostunun mezar yazıtını yazıp Ueno’dan kaçar. 1666 yılında Kyoto’ya, 1672 yılında bir kültür merkezi olmaya başlayan Edo’ya göç eder.

Başo da karar kılana kadar 15 kadar takma isim kullanan şair, kısa zamanda olağanüstü etkililiğe sahip ustalığıyla çevresine öğrenciler toplar. Bu öğrencilerden Sampu, Sumida Nehri kıyısında büyük usta için bir kulübe yapar. 1682 de büyük yangında kulübesi yandıktan sonra Başo bir gezgindir artık. 1694 yılında Osaka’da ölen Başo’dan günümüze 1000 kadar haiku kalır.

Japonya ve zen felsefsiyle ilgilenenler bir yerlerde mutlaka Japon şair Başo’nun yaşamı yada haikularıyla karşılaşacaklardır. Başo’nun şiirleriyle ilk kez Tokyo da Soka Üniversitesi’nde okurken tanıştım. Tesadüfen elime geçen bir derginin köşesinde onun dizeleri vardı.
Kimiya cho / Ware ya Soshi no / Yume-Gokoro
Sen Kelebeksin ya- / Ben de Soshi’nin / Düş gören yüreği
Başo
(Bir zamanlar Çuang Tzu (Japoncası Soshi) düşünde kelebek olduğunu görmüş. Hiçbir zaman kelebekten başka birşey olduğunu bilmeden çiçekten çiçeğe uçmakla yetiniyormuş. Birden uyanmış ve şaşarak görmüş ki, kendisi Chuan Tzu dur. Ama gerçekte Tzu’dur da kelebek olduğunu düşlemişmidir; yoksa gerçekte bir kelebektir de Tzu olduğunu şimdi yalnızca düşlüyormu?- Bu konuda emin olamamış.

Toshi Kurenu / Kasa kite waraji / Hakinagara
Yılı bitirdim / Şapka ile hasır çarık / Hala üstümde
Başo
Yıl bitti ama yolum bitmedi anlamındadır.

Kiri-şigure / Fuji wo minu hi zo / Omoshiroku
Kış yağmurunda / Pusla kaplıykende / Güzeldir fuji
Başo, Fuji Dağı’ndayken

Tabibito to / Waga no yobaren / Hatsuşigure
Yürüyedururum- / Bana gezgin deyin / İlk yağışlarda
Başo

Kono michi ya / Yuku hito nashini / Aki no kure
Bu yolu işte / Yürüyen kimse yok hiç / Güz gecesinde
Başo
Başo bu haikusunu Osaka yakınlarında, Eylül 1694′ de son yılında yazmış. Anlam açık; kimse yok. Ancak bir tek benim olan yol, güz içinden akşama yürünen yoldur. Başo’nun bütün izdeşlerine rağmen kendi anlayışına -yoluna-katılan onu paylaşan kimse bulamamasından hüzünlendiğini düşünebiliriz.

Zayu no mei / hito no tan / wo yu koto nakare / Onore ga cho wo / toku koto nagare
İlkelerim, başkasının / kusurlarından / söz etme, / Kendi erdemlerinden / söz etme
Başo

İza Kodomo / Hashiri arikan / Tama arare
Haydi çocuklar / Fırlayıp koşalım / Dolu altında
Başo 45 yaşında, 12 Aralık 1689
Kendisinden gençlere 45 yaşındayken çocuklar diyerek seslendiği nükte. Hem kendini onlarla-onlarıda kendisiyle yaşıt saymasında, hem de haikai yazmanın , dolu altında koşan çocukların işi (kaçmak için mi ? eğlenmek için mi?) olduğunu ima etmesinde

Oki yo oki yo / Waga tomo ni sen / Neru kocho
Uyan kelebek / Geç oldu daha / Yolumuz uzun
Başo

Tabi ni yande / Yume wa kareno wo / Kake meguru
Gezginlikten hasta /Bir düş yolunu yitirmiş dolanır / Kuru çayırda
Başo, 1694
Başo’nun Osaka da Sono-jo nun evinde 1694 güzünde dizanteri bazı kaynaklara göre en sevdiği yiyecek olan mantardan zehirlenerek yatağa düşünce ölüm döşeğinde yazdığı haiku. Düş Tzu’nun kelebek düşüdür.

Becerebilseydim ,
Düşen kiraz çiçeği gibi,
söylerdim şiirimi
Başo
Not : Haikuların çevirisinde ve anlamlandırılmasında Basho Haiku adlı kitaptan alıntılar yapılmıştır.
